Varis Tedavisi

Kişiye Özel Varis Tedavisi

İnsan bedeni son derece özgün ve benzersiz bir yapıya sahip. Gelişen tüm hastalıklar genel olarak ortak başlıklar altında ele alınsa da her hastalığın her bedende aynı şekilde seyretmesi ve her bedenin her tedaviye aynı karşılığı vermesi beklenemez.

Her ne kadar en kolayı olan gelenekselci yaklaşım, yani tek tip hastalık tanımı ve tedavisi hala çok yaygın olsa da artık hastalıkların tanımı da tedavi şekli de kişiye özel olmak durumunda. Tıp alanındaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler biz doktorlara bu alanda çok önemli ve büyük sorumluluklar yüklüyor.

Hele bazı durumlar var ki daha da özel bir yaklaşım gerektiriyor. İnsan toplardamar sistemi sorunları da diğer hastalıklara göre biraz daha farklılık gösteren bir durumdur. Toplardamar sistemi, yapısı açısından kişiden kişiye değişkenlik gösterir ve her kişide farklı bir yönde yayılarak farklı damar oluşumları, doku değişimleri ve farklı klinik bulgular ile karşımıza çıkar. Bu da doğal olarak mutlak surette kişiye özel tanı ve tedavi gerektirecektir.

Kişiye Özel Varis Tedavisi

Kişiye özel varis tedavisi’ni; şikâyetlerin dinlenmesi-fizik muayene, damar haritası çıkarılması, tedavi ve takip olmak üzere belli başlı dört ana süreç içinde ele alabiliriz.

İlk aşamada hocalarımızdan öğrendiğimiz gibi önce “hastayı dinleme” aşaması gelir! Hastanın şikâyetleri detaylı olarak dinlenir, bunların gerçekten varis ile ilgili olup olmadığı belirlenir. Örneğin bacak sorunları kimi hastada bel fıtığı, nörolojik ve ortopedik sorunlar nedeniyledir veya bu sorunlarla birlikte seyreder. Burada şikayetlerin nasıl olduğu, ağrının tipi, ne zaman, ne kadar, hangi mevsimde olduğu, ne zaman arttığı veya azaldığı teşhise giderken son derece belirleyicidir bilgilerdir.

Hastanın diyabet, hipertansiyon, kalp sorunları, tiroit hastalıkları, alerjileri, romatizmal hastalıklar, nörolojik hatta psikiyatrik sorunlar gibi farkında olmadığı ancak henüz gün yüzüne çıkmamış birlikte yaşadığı birçok diğer hastalığı olabilir.

Tedavi planlamasında bunlar mutlaka göz önünde bulundurulması gereken son derece kritik ve yüksek etkili faktörlerdir.

Hastanın fizik muayenesi ise başlı başına dikkat gerektirir. Sadece varislerin veya yaranın görülmesi değil, hastanın yaşı, şişman veya zayıf olması, bacak yapısı, hareket yeteneği gibi birçok parametre de daha ilk adımda incelenmesi ve doktorun tedavi planlamasında değerlendirmeye alması gereken bilgilerdir.

“Varis bir hastalık değildir,

venöz hipertansiyonun (toplardamar yüksek tansiyonunun)

en sık görülen bulgusudur.”

Bu yaklaşım tedavi planlamasının temelini oluşturur. Varisi değil, altta yatan ve yüksek tansiyon yaratan nedeni bulup ortadan kaldırmak gerekmektedir.

Bu nedenler kimi zaman kapaklardaki yetmezlik, kimi zaman tıkanıklık, kimi zaman bası gibi çeşitlenebilir. İşte tüm bu bilinmezleri açıklığa kavuşturmak için toplardamar hastalıklarının teşhisinde ilk tercih edilen ve en çok bilgi edinilen tanı yöntemi olan “doppler ultrasonografi” devreye girer. Doppler ultrasonografi olmazsa olmaz bir “altın standart”tır. Nadiren de olsa gerektiğinde angio gibi daha ileri tetkikler yapılabilir.

İkinci aşama, hastanın “Damar Haritası”nın çıkartılması sürecidir.

Ultrasonografinin başarı seviyesi ne yazık ki muayeneyi yapan hekimin bu konudaki bilgi ve tecrübelerine çok bağlıdır. Bu nedenle muayene hasta hem yatarak hem ayakta, kesinlikle her iki bacak birlikte ve batın içini de ele alacak şekilde ve mutlaka konusunda uzman bir radyoloji uzmanı tarafından yapılmalıdır.

Muayene sırasında sistemde her seviyede damar çapları, kan akımının dinamik değerlendirmeleri, kaçak dereceleri, bağlantı bölgeleri, tıkanıklıklar, tıkanıklık dereceleri, yan dal uzanımları, damarın cilde yakınlığı veya derinliği gibi birçok bilgi ortaya konur. 

Her kişinin damar yapısı kendine özgüdür ve detaylı ultrasonografik değerlendirme ile kişiye özgü damar haritası ortaya çıkartılır. “Kişiye özgü damar haritası, kişiye özgü tedavinin yol haritasıdır.”

Sonraki aşama, tedavi planlamasıdır.

İlk iki aşamada elde edilen bilgiler ve bulgular zaten tedavi seçeneklerini kendiliğinden ortaya koyacaktır.

Dijital iletişim olanaklarının bilgilendirme alanında getirdiği zenginlikler yanında maalesef inanılmaz bir bilgi kirliliği oluştuğu da bir gerçektir. Bu kirliliğin hastalıklarla ilgili çözümler konusunda da son derece artmış olması nedeniyle hastaların kafasında doğal olarak “en iyi tedavi hangisi” sorusu önemli bir yer edinmektedir.

Ben tüm hastalarıma aynı şeyi söylüyorum.

En iyi tedavi değil, en uygun tedavi vardır. En etkili tedavi ‘Kişiye Özel Varis Tedavisi’ dir.

Kimi zaman aynı hastada birden fazla tedavi seçeneği uygulanması gerekebilir. Kimi zaman bu seçenekler aynı seansta ve ardışık olarak da uygulanabilir.

“Kişiye özel varis tedavisi” varisin tekrar etme riskini çok azaltacak, hatta büyük olasılıkla tamamen ortadan kaldıracaktır.

Kişiye özel varis tedavisinde son aşamamız hastanın takibidir.

Yine hastanın ve hastalığın durumuna göre “Kişiye özel takip” aralıkları belirlenir. Basit bir varis tek bir tedavi seansından sonra takip gerektirmezken, yeni pıhtı problemi yaşamış bir hasta yakın takip, eski bir derin ven trombozu (derin toplardamarlarda pıhtı) hastası ise her yıl düzenli takip gerektirecektir.

Hastalık yoktur, hasta vardır!

Varis, kişiye özel tanı, kişiye özel tedavi ve kişiye özel takip gerektirir.